İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ve GIDA

 

 

Atmosferde aşırı sıcaklık artışları küresel ısınmayı ortaya çıkarmaktadır. Küresel ısınma, bazı yanlış uygulamalar sonucunda atmosfere salınan sera gazlarının oluşturduğu sera etkisi ile oluşmaktadır. Dünyada enerji tüketimi, insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının açık ara en büyük kaynağı olup dünya çapında sera gazı emisyonlarının %73’ünden sorumludur. Enerji sektörünün haricinden emisyon üreten başlıca diğer alanlar, tarımsal faaliyetler (%12), arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormansızlaşma gibi ormancılık (%6,5) faaliyetleri; kimyasallar, çimento ve farklı endüstriyel süreçler (%5,6) ve düzenli depolama alanları ile atık suların da yer aldığı atıklardan (%3,2) meydana gelmektedir.

 

Ülkemizin sera gazı emisyonunu değerlendirecek olursak; 2019 yılında toplam sera gazı emisyonu 506,1 Mt CO₂ eşd. olarak raporlanmıştır. Toplam sera gazı emisyonlarında 2019 yılında CO₂ eşd. olarak en büyük payı %72 ile enerji kaynaklı emisyonlar alırken bunu sırasıyla; %13,4 ile tarım, %11,2 ile endüstriyel işlemler ile ürün kullanımı ve %3,4 ile atık sektörü takip etmiştir.

 

Dünyada sıcaklığın artması, iklim değişikliklerine, deniz seviyesinde değişime, biyoçeşitliliğin azalmasına, balıkçılık faaliyetlerinin zarar görmesine yol açarken, sağlığa, gıda güvenliğine, su tedarikine, yaşam tarzına olumsuz etkilere yol açacaktır.  Örneğin, küresel olarak 1 derecelik artışın, arazi verimlerini ortalama olarak mısırda %7,4, buğdayda %6, pirinçte %3,2, soya fasulyesinde %3,1 azaltacağı tahmin ediliyor. 2030-2039 yılları arasında ortalama verim kayıpları %6-7 civarında iken 2040-2049 arasında verim kayıplarının ortalaması %8-9 seviyesine ulaşacağı beklenmektedir. Genel olarak, iklim koşullarındaki değişimin etkisi yalnızca tarım sektörü aracılığıyla simüle edilse dahi, etkiler ekonominin geri kalanına da belirgin bir şekilde nüfuz etmektedir. IPCC'nin (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) değerlendirme raporunda, iklim değişikliğinin etkisiyle su kıtlığının ve kuraklığın artacağı, tarımda verimliliğin düşeceği ve bunların sonucunda gıda fiyatlarının dünya genelinde %85 oranında artacağını ön görmektedir. 

 

İklime bağımlı olan tarımda, bazı noktalarda sıcaklığın artmasıyla verim artabilirken; büyük bir kısmında negatif etkiye yol açacaktır. Ayrıca yükselen CO2 miktarı, mahsullerde çinko, demir gibi minerallerin azalmasına yol açabilir, bazı yabani otlar, böcekler ve diğer zararlıların yüksek sıcaklık ve karbondioksit ile birleşmesi sonucunda mahsullere zarar verme potansiyeli artabilir. Bunun dışında, buzulların erimesiyle artan deniz seviyesi, kıyı şeritlerdeki tatlı su kaynaklarına karışabilir ve daha tuzlu hale getirip, sulama kaynaklarını azaltabilir. Ekosistemde doğal avcıların değişmesi, bazı türlerin yok olması da karşılaşılma ihtimali içerisinde bulunan şeyler.

 

2030-2050 yılları arasında her yıl 250 bin kişinin daha iklim değişikliğine bağlı olarak ölmesi bekleniyor. Ayrıca her yıl 500.000 kişinin iklim değişikliğine bağlı olarak, 2050’ye kadar, vücutlarındaki değişimlerin bir sonucu olarak ölmesi de beklenmekte. Gıda güvenliği sorununun baş göstereceği, sıcaklık artışının bakteriyel, viral ve patojenik kontaminasyonların artmasına neden olacağı tahmin edilmektedir. Örneğin Kazakistan'da aylık ortalama bir derecelik artışın Salmonella'ya bağlı vakaları %5,5 arttırabileceği ön görülmektedir. Dünya'da 2 derecelik artışın, küf ve küf toksinlerinin gelişimini arttıracağı, Avrupa'da aflatoksinin gıda güvenliğiyle ilgili ciddi bir sorun yaratacağı beklenmektedir. Öte yandan zoonoz hastalıkların patojen ve vektörlerdeki artışlarla daha fazla karşılaşacağı ve üreticilerin bu hastalıklarla mücadele kapsamında daha fazla antibiyotik kullanacağı ve sonuç olarak antibiyotik direncinin gelişeceği ve insanların bunlara karşı daha hassas olacağı düşünülmektedir. Pestisit kullanımında da benzer durumun yaşanması beklenmektedir. 

 

Tarım ve Orman Bakanlığı, İklim Değişikliği ve Tarım Raporu 2020'de iklim değişikliğinin tarıma etkilerini şu şekilde sıralamaktadır: daha sıcak ve az yağışlı iklim koşulları, ekstrem meteorolojik olaylarda artış, su kaynaklarında azalma, kuraklık şiddetinde artış, su ve toprak kalitesinin bozulması, ekosistemin bozulması ve biyoçeşitliliğin azalması, ekolojik alanlarda kayma, tarımsal üretimde ve kalitede azalma, zararlılarda ve hastalıklarda artış, gübreleme ve ilaçlama sorunları, sürdürülebilir gıda güvenliği sorunları.

 

İklim çalışmalarında ve dünya biliminde lider olan NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi), iklim değişikliğine karşı azaltma ve uyum yaklaşımını vurgulamaktadır. Azaltma, sera gazlarının atmosfere salınmasını önleyerek veya salınan miktarı azaltarak iklim değişikliğinin etkilerini daha az şiddetli bir hale getirmek anlamına gelmektedir. Azaltma, bu gazların kullanımını azaltarak (yenilebilir enerji kullanımını arttırarak) veya gazları tutarak (orman alanlarının arttırılması) sağlanabilir. Uyum ise iklim değişikliğinin olumsuz etkinliklerini öngörmek ve bunların yol açabileceği zararları önlemek veya en aza indirmek için uygun önlemleri almak veya ortaya çıkabilecek fırsatlardan yararlanmak anlamına gelmektedir. Adaptasyon önlemleri, deniz seviyesinin yükselmesine karşı koruma sağlamak amacıyla alınacak tedbirler, bireylerin gıda atıklarını azaltacak şekilde değişikliklerine benimsemesine kadar geniş bir kapsam içerisindedir. Bu iki yönelim kapsamında yapılabilecekler şöyledir:

 

- Yağmur hasadı: yağışla yüzey akışına geçen suyun biriktirilip sulamada kullanılması için geliştirilen yöntemlerin bütünüdür. Yağmur hasadı; yeraltı suyunun beslenmesi, susuzluk nedeniyle kısıtlanan tarımsal üretimin ve verimin artırılması amaçlarının yanı sıra toprağın iyileştirilmesi, yer örtüsünün ve topraktaki organik içeriğin artırılması, göletler içinde balık ve uygun bitki üretimi, ayrıca su kuşlarına habitat oluşturma gibi yan uygulamalarla ekolojik ve rekreasyonel faydalar sağlamaktadır.

 

- Tasarruflu su kullanımı: Son yıllarda meydana gelen kuraklıklar ülkenin çeşitli bölgelerinde ürün kayıplarına sebep olmuş ve sulamaya olan ihtiyacı artırmıştır. Artan su ihtiyacını kısıtlı su kaynaklarıyla karşılayabilmek için basınçlı sulama yöntemleri kullanılmalıdır.

 

- Azaltılmış toprak işleme: Son yıllarda yapılan çalışmalar, atmosferdeki CO2 miktarını azaltmak için azaltılmış sürüm ya da toprak işlemesiz tarım uygulamalarının etkili önlemler arasında olduğunu ortaya koymaktadır.

 

- Doğrudan ekim yöntemi: ekim öncesinde toprağı işlemeye gerek kalmadan tek seferde ekim yapılabilen bir yöntemdir.  Toprakta su tutumunu arttırır, Erozyonu önler, toprağın yapısının iyileştirir, yakıt tüketimini dikkate değer oranda düşürür.

 

- Rüzgar perdesi: Rüzgar perdesinde toprağın rüzgar erozyonu ile kaybını engellemek için, canlı bitkiler kullanılır. Rüzgar perdeleri tarım ürünlerini, hayvanları, yabani hayatı ve insanları rüzgarın etkisinden korur. Rüzgar perdesi yapmak için ağaçlar, çalılar veya otsu bitkiler kullanılabilir.

 

- Gübreleme: Kimyasal gübre yerine hayvansal gübre kullanmak, toprak işlemesiz ekim yöntemi uygulamaları, bitkilerin artıklarını da organik madde miktarını artırmak için kullanmak, uyum ve azaltım açısından önemli tedbirlerdendir.

 

- Tarımsal Kuraklıkla Mücadele: Kuraklıkla mücadelede sürdürülebilir tarımsal su kullanımının planlaması, kamuoyu bilinç düzeyinin artırılması, tüm paydaşların sürece dahil edilmesi önem arz etmektedir. Bu kapsamda; ülke genelinde hububatın fenolojik gözlem sonuçları, meteorolojik veriler ve barajlarımızdaki doluluk oranlarını bir bütün olarak izlenmekte, değerlendirilmekte ve gerekli tedbirler çiftçilere ulaştırılmaktadır.

 

- Arazi toplulaştırma: Küçük ve şekilsiz tarım arazilerinin birleştirilerek düzgün ve optimal parseller haline getirilmesi tarımsal üretimde önemli faydalar sağlamaktadır. Toplulaştırma ile küçük parseller bir araya getirileceği için işletme merkezi ile parseller arasındaki uzaklık azalmakta ve buna bağlı olarak tarla içi ulaşımda emisyon azalması ve yakıttan tasarruf sağlanmaktadır.

 

- Organik tarım: Organik tarımın en önemli özelliği toprak için gerekli olan besin maddelerini ve organik karbonu toprağa yeniden kazandırmaya eğilimli olmasıdır. Dolayısıyla yapılan uygulamalar verimli üst toprağın erozyonunu önlemek için hayvan gübresinin doğrudan geri kazanımını, ürün artıkları için etkili kompostlama tekniklerini ve ürün atığını yeşil gübre ile birbirine karıştırmayı içermektedir. Bu yöntemlerle toprak yapısının iyileştirilmesi, sera gazı emisyonunu azaltmaya yardımcı olur. Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde 2004 yılında “5262 Sayılı Organik Tarım Kanunu” çıkarılmıştır.

 

- Tarım sigortaları: Tarımsal faaliyetlerin doğal afetlere karşı sigortalanması ile sektörün kırılganlığının azaltılması, çiftçinin gelir dengesinin sağlanarak sektörde kalmalarının temini iklim değişikliğine uyumda önemli tedbirlerinden biridir.

 

- Biyoenerji kaynakları: Biyokütleden doğrudan elektrik, ısı üretimi ya da dolaylı olarak sıvı, katı veya gaz formunda yakıtların üretilmesi için yararlanılır. Tarım ve ormancılık faaliyetlerinden elde edilen biyoenerji, iklim değişikliğiyle mücadelede ve enerji arz güvenliğinin sağlanmasında kullanılmaktadır. Biyokütle, biyogaz ve biyoyakıtlar depolanabilmektedir.

 

- Karbon çiftçiliği ve tarımsal ormancılık: Agro-ekolojik çiftçilik, gıda ormancılığı, toprağı işlemeden ekim, bitki örtülü ürünlerin ve uzun ömürlü bitkilerin kullanılması, ürün rotasyon döngülerinin iyileştirilmesi ve kalıcı tarım tasarım tekniklerinin kullanımı, toprak tarafından depolanan karbon miktarını artırma ve iklim değişikliğinin azaltılmasında önemli ölçüde katkı sağlamaktadır.

 

 

Son olarak, Birleşmiş Milletlerin yayınladığı 17 maddelik Eylem Planı ve Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, iklim değişikliğine karşı alınacak önlemler ve sürdürülebilir bir gelecek için rehber görevindedir.

 

 

 

 

 

Kaynaklar:  https://www.tarimorman.gov.tr/TRGM/Belgeler/IKLIM%20DEGISIKLIGI%20VE%20TARIM%20DEGERLENDIRME%20RAPORU.pdf

https://www.ipcc.ch/site/assets/uploads/sites/2/2019/06/SR15_Summary_Volume_Low_Res.pdf

https://www.who.int/foodsafety/_Climate_Change.pdf

https://www.tr.undp.org/content/turkey/tr/home/sustainable-development-goals.html

https://climate.nasa.gov/solutions/adaptation-mitigation/